Site Loader
Get a Quote
Rock Street, San Francisco

dü?ünce biçimlerimizin tarihsel ölçe?inde dü?ünürler arac?l???yla insan?n hareket ve tutumlar?na kar?? egemenlik kuran ahlak kurallar?n?n kökeni ço?u zaman sorgulama alt?na al?nm?? ve yine ço?u zaman tanr?’yla dayand?r?lm??t?r. (bkz: immanuel kant), (bkz: kritik der praktischen vernunft) pratik akl?n ele?tirisi’nde ahlaki hareketlerin kayna??nda ula?t??? ödev duygusunun niceli?ini methetmekle birlikte ve kökenini insan?n bedeni ile duyular alg?s?na ili?kili iken, akl? ile de dü?ünülür dünyaya ait olmas?nda bulur. bu köken insan?n biricikli?ini, kendisini hür bir ?ekilde deneyimlemesine olanak veren ve ahlak yasas?na uymas?na ?ans veren do?an?n nedensellik ba??nt?s?n?n d?? eksenindeki varolu?udur. özetle kant’?n söylemiyle insan?n numenal varolu?u ya da manevi taraf?d?r denilenilir. insan manevi taraf?yla ahlak yasas?n?n bilgisine eri?mi? olur ve onu uymas? gereken ödev olarak kabul eder. bu düzlemde kant, ahlak? lehindeki bilimum rasyonel bulgular? reddetti?i tanr?’n?n varl??? için bir yol olarak görür. kant tanr?’n?n hizas?nda olmak için buldu?u bu yolu yaln?zca ahlak?n kayna??n? arayan insanlar için öznel bir aç?klama olarak de?erlendirmi?tir.

tüm bunlara ek olarak bilhassa biyolojik olarak geni? bir etkiyi meydana getiren evrim dü?üncesi, ortalama yüz elli y?ld?r insan zihni ve ahlak?n?n kayna?? tan?mlamalar?nda kapsaml? ve büyük çeki?melere meydan vermi?tir. bu çeki?menin arka plan?nda insan zihninin ve ahlak?n?n salt do?al seçilimle çal??an evrimin bir üretimi olarak görülmek istenmesi yatar. çünkü tesadüfi genetik ba?kala?malar?n do?al seçilim neticesinde çevreyle ba?da?an hale gelmesiyle ortaya ç?kan evrimin bütünüyle somut bir a?ama oldu?u varsay?l?r. e?er bu varsay?m kabul edilebilir bir nitelikte ise, evrimin ahlak? izah etmek gayesiyle metafizi?e ba?vuru gereksiniminin ele al?nacak konular üzerinde kald?raca??na inan?l?r. söz gelimi ahlak, evrimsel zaman çizelgesinde meydana getirililen biyolojik fonksiyonlarla bir tutulur. bunun aç?klamas?, k?saca, evrim üretimi olarak ortaya ç?kan do?adaki biyolojik fonksiyonlar?n keza ahlaki davran??lar oldu?udur.

We Will Write a Custom Essay Specifically
For You For Only $13.90/page!


order now

We Will Write a Custom Essay Specifically
For You For Only $13.90/page!


order now

dü?ün alan?nda felsefenin pratik bir disiplini olarak ahlak?n, sanayi devrimi ar?ndan büyüyen fizik bilimlerin tesiriyle, bilimsel anlamda incelemeye al?nmas? çabas? öncelikle (bkz: herbert spencer)’a aittir. onun dü?üncelerine göre , deneyimledi?imiz do?a olgular? fizik yasalar?yla evrensel ve de?i?mez olarak tasvir edilebiliyorsa ayn? durumun ahlaki olaylar için de geçerli oldu?unu onaylamak için sebebimiz mevcuttur. ya?am?n ilkesi, spencer’?n dü?üncelerine göre evrim teorisidir. evrim, spencer’a göre, bir canl?n?n içinde oldu?u durumlara uygunluk göstermesi neticesinde de?i?ime u?ramas? anlam?na gelir. çünkü ya?ayan tüm canl?lar?n hayat?, içinde mevcut oldu?u ?artlar arac?l???yla belirlenir. canl?n?n de?i?imi, çevreye uygunluk a?amas? yerine getirilinceye dek devam eder. bu süreçte canl?n?n fiziksel yap?s? gibi davran?? sistemi olan ahlak da evrim neticesinde meydana gelir. spencer’?n elde etti?i bu sonucun içeri?i k?saca insan?n fiziksel oldu?u kadar toplumsal olarak da evrimle?ti?idir.

ek olarak, (bkz: darwin)’in ate?ledi?i tart??ma, sonunda insan?n soyunun da daha alt türlere uzand??? i?areti üzerinde yo?unla??r. insan?n kökeni problemi, anglikan piskoposu (bkz: samuel wilberforce)’un oxford üniversitesindeki tart??mada evrimi destekleyen ve bu düzlemde aç?klamalar sunan (bkz: thomas henry huxley’)’e “büyükbaba m? yoksa büyükanne arac?l???yla m? maymundan insana gelindi?ini” soru olarak yöneltmesiyle yava? yava? su yüzüne ç?kar. bu provokatif sorunun temsil etti?i içerik, gerçekte, evrimin di?er türlerle ilintili oluyor olmas?ndan çok di?er türlerle akrabal???n? savunmas? bak?m?ndan insan?n günümüze dek dü?ünüle gelen itibar?na kar?? bir a?a??lamay? ifade etmesidir.

zira belirgin bir ?ekilde göz önünde olan durum, insan?n kendi haricindeki türlerle aras?nda herhangi bir yolla veya evrimle kapat?lamayacak ölçekte dipsiz farkl?l?k oldu?udur. muhtemelen bir biyolog olmas? veya belki de bu tart??man?n tekiklemesi ile insan?n evrimsel kökenini gösterme-aç?klama giri?imi, ilk olarak huxley taraf?ndan vuku bulur. huxley’nin dü?üncelerine göre teologlar, ahlakç?lar, tarihçiler k?sacas? insan bilimciler bugüne dek insan ile öteki canl?lar aras?nda geçilemez ?ekilde sert duvarlar örmü?lerdir.

ancak fizik bilimler insan ile öteki canl?lar aras?nda çe?it çe?it benzer özellikleri ortaya koymaya ba?lam??t?r. bu iki fikir aras?ndaki münazara, ne insan?n di?er türlerden tarafs?z bir kökeninin olmas? insan?n do?as?ndaki yabanili?ini, ne de di?er türlerle akrabal???n?n ortaya ç?kar?lmas? onun do?ay? a?an tanr?sall???n? bir nebze olsun azaltacakt?r.

jeolojinin öncülerinden birisi olarak tan?nan (bkz: sir charles lyell) ‘de bu iddian?n aleyhine ku?ku içindedir. lyell ‘?n dü?üncesine göre çe?itlili?in olu?umu ve do?al seçilimin lehinde ilerledikçe artmaya ba?layan en kuvvetli delilleri yok saymak olas? olmasa da a?a?? hayvanlar?n en yüksek zekas?ndan insan akl?na farkedilmez bir biçimde hal de?i?ikli?i iddias? kar?? gelmeye aç?kt?r. çünkü büyük diye nitelendirdi?imiz ?airler, filozoflar ve peygamberler gibi tüm dahiler genel ortalama ekseninden daha yüksek olmayan ailelerden do?mu?lard?r. insan?n mental ve ahlaki niteliklerinde ileriye do?ru geni? bir atlamay? kabul etmesinden lyell’in evrimden ziyade daha çok yarat?l??a yak?n oldu?un konusunda bir ç?kar?m yapmak zor de?ildir.

oxford’da ate?lenen insan?n temeline ili?kin tart??maya ilk evrimsel izah, do?al seçilimin darwin’le birlikte bulucusu olan (bkz: alfred russel wallace) arac?l???yla ileri sürülür. wallace, hayvanlar dünyas? ile insanlar dünyas?n?n ya?am mücadelesi vererek canl?l??? devam ettirme sava?? bak?m?ndan bir k?yaslamas?n? yapar. hayvanlar dünyas?nda otoburlar ufak tefek incinmeler veya mevsimlere özgü rahats?zl?klar sebebiyle k?sa zamanda avc? hayvanlara yem olmalar?na sebebiyet verir. fakat insan dünyas?ndaki en yabani klanlarda-tak?mlarda dahi hastal??a maruz kalm?? olanlar yard?m görür veya beslenirler.
tipik özelliklerin biraz alt?nda kuvvet veya sa?l?kta olanlar hemen ölüme teslim edilmezler. zira insanlar sosyal canl?lard?r ve duyguda?l?k yetisine sahiptir, bu sebepten dolay? birbirlerinin arkas?nda olurlar ve birbirlerini kollarlar. ilaveten, insan dünyas?nda bir tür i? bölümü mevcuttur. bu nitelikler insan dünyas?nda hayatta kalma sava??na yönelik büyük getirilerin sa?lamas?n? yapar.

burada meydana getirilen kar??la?t?rmaya göre wallace, fiziksel niteliklerin daha dü?ük ölçekte önem arz etmesi haline gelmesine göre zihinsel ve ahlaki özelliklerin ?rk?n durumu üzerindeki tesirinin katlanaca??n? ileri sürer. mesela besin tüketimi güdüsüyle ava ç?kmaktan, korunma ihtiyac?n? getirdi?i eylemlere de?in birçok ya?amsal aktivite içerisinde harmoni dahiliyetinde eylemler gerçekle?tirmek, birbirini anlamay? ifade eden sempati hissiyat?, bireyler aras?nda çat??malar?n ve problemlerin önüne geçilmesi bak?m?ndan hak ve adalet dü?üncesi ile arzular?n kontrol edilmesini sa?layan kurallar geli?meye ba?lad???nda, bunlara sahip bir topluluk için faydal? olur.

zira bu nitelikler insan? d?? tehditlerin getirdi?i problemlere kar?? oldu?u kadar iç çat??malara ve do?al tehlikelere kar?? korur. tüm bunlara ek olarak, tüm bunlar do?al seçilimin üzerinde inceleme ve ara?t?rma yapmaya ad?m ataca?? yeni bir alan? meydana getirir. söz konusu zihinsel ve ahlaki nitelikleri di?erlerine k?yasla geli?mi? topluluklar, bu özellikleri daha az geli?mi? topluluklar kar??s?nda hayatta kalma aç?s?ndan avantaja sahip olur. burada avantaj?n getirdi?i üstünlük ise bireylerinin hayatta kalma olas?l???n?n artmas? ve daha çok türeyebilmesini, do?uma sebebiyet vermesini ifade eder. bunun aksine bu üstünlü?ü bünyesinde bar?nd?rmayan topluluklarda bireylerin hem hayatta kalma hem de türeyebilme aç?s?ndan azalmalar? hatta sonucunda yok olmalar? beklenir.

sonuç olarak wallace do?ada bütün canl?lar de?i?en ya?am ?artlar? kar??s?nda do?al seçilimin etkisiyle de?i?ikli?e kar?? dayatma içinde olsa da, yaln?zca insan?n zihinsel ve ahlaki bak?mlardan bir geli?im gösterdikçe do?al seçilimin gücüne kar?? koyabilece?ini ileri sürer. çünkü dü?ünce ve ahlak, insana ya?am alanlar?n? ve durumlar? de?i?ikli?e açmak ve ona kar?? durabilecek nitelikle gereken kuvveti beraberinde getirir. bu zeminin hemen ard?ndan insan?n bedensel yap?s? dengeli bir ?ekilde sabit bir durum haline gelir. do?al seçilimin otoristesi insan?n fiziksel evriminde pasifle?se de, zihinsel ve ahlaki evriminde tesirlerini devam ettirmeyi kesintiye u?ratmaz. dü?ünsel ve ahlaki do?as?nda onun için yararl? nitelikler bar?nd?ran, en kücük halinden en büyü?üne kadar her bir de?i?im paketlenir ve bir araya getirilir. bundan dolay? insan türünün en iyi ve en yüksek örnekleri türeyerek geni?lerken, daha alt ya da vah?i kabileler yok olu?a do?ru yol al?r.
bu tür bir aç?klama ve örneklemeyle wallace, insan?n bedensel aç?dan alt türlerle olan benzerli?iyle zihinsel ve ahlak ölçe?inde aradaki büyük farklar? böyle ifade etmi? olur.

alman biyolog ve filozof olan (bkz: ernst heackel), köken teorisi insan? kendi içine dahil ederek uygulama alan?na çekildi?inde, her ne kadar insan?n fiziksel özellikleri bak?m?ndan kabul görüyor olsa da, zihinsel niteliklerini içine almaya ba?lad??? zaman ku?kulu bulunmas?n? kabul etmez.

zira insan zihninin kayna??na bir göz at?l?rsa, beden gibi her bireyde ilk andan itibaren a?ama a?ama kademeli olarak geli?ti?i görülebilir. darwin’e çok yak?n isim olan ve darwin’in kuzeni olan (bkz: francis galton) ise heackel’?n itirazlar?n? ve önerilerinde yetersiz yanlar bulur. bunun yerine fiziksel güdülerin evrimini sa?layan do?al seçilime kar??n ahlak kapsam?nda bir do?al seçilim oldu?unu ifade eder.
onun dü?üncelerine göre sevgi ve sayg? gibi duygular ve davran??lar, insan türüne ve di?er geli?mi? hayvanlara birbirleri aras?nda duyguda?l?k alan? olu?turmas?n? sa?lar ve bu eksende topl?m içerisinde bir tamaml?l???n – birli?in olu?mas?na hizmet eder. çünkü kendi benli?inin getirileri ad?na oldu?u kadar ba?kalar? ad?na da sevgi duymak hayvan do?as? için esast?r.

bu tart??mada kapsam?nda insan?n zihinsel ve ahlaki niteliklernin do?al seçilimle ifade edilebilece?i bahsinin ilk sahibi wallace da görü?lerini tekrardan olu?turmaya ve üzerine dü?ünmeye ba?lar. ona göre art?k günümüzdeki medeni milletler aras?nda ahlak ve zekan?n stabil bir ?ekilde ilerlemesini sa?lamas? beklenemez. çünkü toplumda hayatta kalmada ve üremede bir ba?ar?ya ula?m?? olanlar zihin veya ahlak bak?m?ndan en iyiler de?ildir. bunlara ek olarak wallace bizi, benzer oldu?umuz hayvanlardan ileri gidilemez ?ekilde farkl? olduran üstün niteliklere bak?ld???nda, bu özelliklerin bizden farkl? ve daha üstün varl?klar?n bulundu?una bir kan?t te?kil etti?i ç?kar?m?n? yapar.

wallace ilk ba?larda insan?n bedeni için tesirini yitirdi?ini iddia etti?i do?al seçilimi de tekrardan ele al?r. darwin’in de do?al seçilim kuram? için bir yanl??lay?c? olarak kabul etti?i a?ama a?ama serpilemeyecek her hangi bir organ veya niteli?in mevcudiyetini do?al seçilimin s?n?r? olarak dü?ünür. wallace vah?i insan?n ahlak bilincine ula?mas?n? do?al seçilimle ifade etmeye çal??t???nda daha önce dikkate almad??? bir zorluk oldu?unu da idrak eder.

bu zorluk ahlaki özelliklerin bireylere net bir biçimde zararl? oldu?u durumlarda kendini düzen içinde kabul ettirmesinde deneyimlenen sayg?nl?kt?r. “çünkü yard?mseverlik, dürüstlük ve do?ruluk prati?i, bunlara sahip olan bir kabile için etkili bir biçimde yararl?-kullan??l? olabilirse de, sadece yararl? olarak gördükleri durumlar çok farkl? duygularla çat??t???nda, her kabilenin do?ru ve ahlaki olarak dü?ündü?ü fiilere ba??nt?l? olan özel sayg?nl??? tasvir etmeye yetmez. faydac?l?k hipotezi ahlaki duygunun geli?mesini izah etmek için yeterli görülmez.

insan?n zihinsel ve ahlaki evrimi hususu, kapsad??? birçok yönüyle tart???lm?? üstelik yeni bir durum dahiliyetinden ç?km?? iken darwin, kendi dü?üncesini insan?n soyu adl? kitab?nda serimler. o güne de?in tart???lan konu, insan ile di?er türler aras?ndaki fiziksel benzerliklere ek olarak, zihinsel ve ahlaki güdüler aç?s?ndan ifade edilmesi olanaks?z kabul gören büyük farkl?l?kt?r. ayn? zamanda darwin insan?n zihinsel güdüsünün di?er türlerden radikal bir biçimde farkl? oldu?unu dü?ünmemektedir. darwin’in dü?üncelerine göre türden türe aradaki büyük farkl?l?klara kar??n di?er canl?larda da zihinsel bir yap? mevcuttur. bu durum zihinsel güdülerin türler aras?nda küçük kademelerle birbirine ba?lanabilmesi olana??n? sa?lar ve iri aç?kl?klar?n yerlerinin doldurulmas?n? sa?layabilir. çünkü insan kendi harcindeki di?er canl?larla ayn? sezgilere, içgüdülere ve duygulara sahiptir. tüm bunlar?n kendi içerisindeki ba?da?malar?yla birlik olarak, ek ?ekilde “taklit”, “dikkat”, “haf?za”, “hayal gücü” ve “ak?l yürütme” di?er canl?lar ve insan aras?nda olan ortak zihinsel yetilerdir. ancak önem s?ras?nda en büyük yeri kapsayacak bir nitelik olan “ben-bilinci”, “bireysellik”, “soyutlama” ve “genel kavramlar” olu?turma gibi yetilerin hayvanlarda da varl??? belirli alanlarda ve durumlarda görülebilir. bunun üzerine “zihin bak?m?ndan insan
ve yüksek hayvanlar ba?lam?ndaki ba?kal?klar, büyük oldu?u kadar, tamamen bir derece konusudur, niteliksel bir konu de?ildir.”

kant’?n büyük ilgi gösterdi?i ahlak?n kökenine gelince darwin, evrimsel bir aç?klaman?n olas?l???n? muhtemel görür. “sosyal içgüdülerle bezenmi? herhangi bir hayvan, entelektüel yetileri de insan gibi geli?ir geli?mez ahlaki bir duyguya veya bilince zaruri olarak ula?abilir”diye dü?ünür. buna ek olarak, darwin ortaya koydu?u hal ve ?artlar?n bir canl?n?n kusursuz olarak insan gibi ahlak sahibi olaca??n?n güvencesini net bir biçimde veremeyece?eni eklese de, “ar? veya herhangi bir sosyal hayvan?n, insan durumunda olduklar?nda” insana benzer “baz? do?ru veya yanl?? duygusu veya bilinci elde edebileceklerini” dü?ünür. bu a?ama ard?nda ise darwin do?al seçilimin, ahlak gibi davran??lar?n evrimini kar??layabilece?ini savunur.
darwin’e göre ya?am sava??nda hayatta kalabilmek için birbirleriyle çat??ma halinde olan topluluklar aras?nda birbirlerini olas? risk ve tehlikelere kar?? ikaz etmeye, korumaya, yard?mla?maya ve di?erinin yerine kendini feda edebilecek kadar cesurca davran?? göstermeye yatk?n olanlar?n, böyle davran??lara sahip olmayan topluluklara k?yasla ek bir ba?ar?l? olacaklar? ortadad?r. . böylesi bir durum sava? an?nda disiplinli olan ve ne yapt???n? bilen askerleri bünyesinde bulunduran ordular?n disiplinsiz olanlara kar?? galibiyete daha yak?n olmas?na benzetilebilir.

bütün bunlar?n tam aksine , içinde ya?att??? insanlar?n bencil, dü?üncesiz ve uyumsuz olanlar?n bir ba?ar? getirmeleri beklenir bir durum de?ildir. bu minvalde denilebilir ki, ahlaki davran??lar?n di?erlerine göre daha çok geli?mi?lik gösterdi?i toplum yap?lanmlar?, böyle olmayanlara k?yasla hayatta kalmakta daha çok avantajl? olacakt?r. “dolay?s?yla sosyal ve ahlaki özellikler ad?m ad?m büyümeye e?ilim gösterebilir ve tüm dünyaya yay?labilir.” bu noktada tüm bu özelliklerin insanda ahlak?n geli?iminin sebepleri olarak dü?ünülebilir olmas?na ra?men sorun, do?al seçilimin bir toplum yap?s? dahiliyetnde ahlakl? bireylerin seçilmesini ahlaks?z bireylerin elenmesini nas?l sa?lad???d?r?

çünkü darwin’in de dikkat eti?i gibi, bir toplum yap?lanmas?nda benci olmayanlar?n bencil olanlara k?yasla daha çok türemeleri beklenemez. yine topluluk ekseninde bir sava? durumunda kendisini di?erleri u?runa feda etmekten tereddüt etmeyen ve en önde sava?an sava?ç?lar?n böyle olmayanlara göre ya?am mücadelesinde daha çok silinmeleri gerekir.
böylece toplulu?un kendi içindeki getirileri kar??s?nda ya?am mücadelesinde do?al seçilimin ahlaki davran??lardan daha çok bencilce davran??lar?n evrimine sebep oluyor olmas? olas? görünmektedir. ancak yine de darwin, bir topluluk içinde ahlaki davran??lar?n evrimi için farkl? etkenlerin mevcut oluyor olmas? gerekti?ini varsayar. bu etkenlerden ilki, bir bireyin bir di?erine yard?m ederse, ayn? ?ekilde kar??l???n? da alaca??n? ö?renebilece?i kar??l?kl?l?k prensibidir.

bu prensibi idrak etmi? olan bireylerin al??kanl?klar?n?n da yard?mla?man?n himayesinde geçerli olmas? beklenebilir.
yine topluluk ekseninde bireylerin methedilmeyi ho? bulmalar? ve ay?planmaktan çekince duymalar? da yard?mla?may? destekleyebilir. bu do?rultuda darwin ahlakl? davran??lar?n hem bu etkinli?i yerine getirenine hem de onun kökünden gelenlere toplum ekseninde di?erlerine kar?? bir avantajl? durum verece?ini dü?ünür. ona göre ahlakl? davran??, eylemi yerine getiren bireye herhangi bir avantaj getirisi olmuyor olsa bile övgü ve yergi vas?tas?yla topluluk içinde bir hayli s?kla?mas?, ba?ka topluluklarla mücadelede elde etmeyi etkiler. bu da topluluklar aras?ndaki ya?am u?ra?lar?n?n neticesinde do?al bir seçilimi ortaya koyar ve daha ahlakl? davran??lar?n evrimine kap? aralar. darwin tarihsel olarak yorumlayarak, düzen kuranlar?n mekanlar?n? ba?ka gruplara b?rakt??? çat??malar süresince zaferi elde edeni ortaya koyma durumunda daha ileri olan ahlaki eylemlerin önemli olmas? nedeniyle ahlak?n seviyesinin ve ahlakl? insanlar?n say?s?n?n ço?ald???n?n ç?kar?m?n? yapar. bunun manas? özetle galip gelenlerin her zaman ahlaki ba?lamda “iyi olanlar” olduklar?d?r.

ahlak?n evrimi dü?üncesinin ileri sürücüsü olan spencer, ilk eseri social statics’teki do?aüstü yorumunun üzerine ek olarak dü?ünerek darwin’in etkisiyle özellikle natüralist bir yorumu savunmaya ba?lar. spencer’a göre art?k evrimle izah edilemeyecek hiç bir olgu yoktur ve ahlak da bunlara dahildir. içinde ya?ad??? çevre ve biyolojik yap? verili oldu?unda bir canl? türünün tutumlar? ve davran??lar?, bulundu?u yere olabildi?ince uygun ?ekilde uyum sa?lamak üzere evrimle?ir. bu minvalde ahlak, belli bir canl? türü için müsait davran??lar yap?s?d?r. insan söz konusu oldu?u zaman do?al çevreye sosyal çevre yani toplumsal etkenler ba?lan?r. toplumsall?k, davran???n ba?ka bir moda göre adaptasyonunu gerektirir. böylece spencer için e?er toplumdaki ahlak olgusunu çözümlemek istersek, birey ve toplumun bir arada evrimine göz atmam?z gerekir. buna göre ahlaki iyi veya kötünün, davran??lar?n sunum yapt??? hedefe kar?? uyarlanmas?n?n kalitesinden ba?ka bir önemi yoktur ve e?er böyleyse bugüne de?in ahlak?n evrim d??? membalarla aç?klanmas? do?ru bir yöntem olamaz. spencer buna bir örnek olarak insan?n bedeninin de di?er hayvanlar?n bedenleri gibi evrimle?ti?ini ileri süren bir evrimcinin bile – wallace- ahlak söz konusu oldu?unda, akl?n özel bir yöntem ve amaçla yarat?ld???n?n dile getirilmesini ele?tirir. ona göre bunun tüm sebebi ahlak?n kökeninin do?aüstüne at?flarla yüklenen yükten ba?ka bir ?ey de?ildir.

insan?n evrimi mevzusunda ahlak filozoflar?n?n görü?leri ise epeyce farkl?d?r. (bkz: stuart mill) ahlak konusunda ba?lang?ç çizgisi olarak (bkz: jeremy bentham)’?n pragmatizmini belirler. bentham, do?an?n insan? neyi faaliyete sokup neyi sokmayaca?? hususunda belirleyici etkenlerin oldu?unu söylemi? ve bunlar? kontrol eden iki kral?n idaresi alt?na verdi?ini ifade etmi?tir ki, bu iki kral zevk ve ac?d?r.
bentham’?n izini süren mill de “faydac?l?k veya en büyük mutluluk ilkesini” insan ahlak?n?n kayna?? oldu?unu kabul eder. bu ilkeye göre “davran??lar, mutlulu?u art?rmaya hedefli olduklar? oranda do?rudur, mutlulu?un aksini olu?turmaya yönelik olduklar? oranda yanl??t?r.”

bu minvalde ahlakta do?ru veya yanl???n bir ölçüsü olarak zevk veya ac? gibi ifadelere yer verilmesi, her zaman hazc?l?kla ve bu anlamda insan? hayvanlarla e? tutmakla suçlanm??t?r. mill, epikür’den bu yana yap?ld??? üzere suçlamaya kar?? ruhsal hazlar?n bedensel hazlardan nitelikçe daha üstün oldu?u saptamas?yla itiraz eder. çünkü ruhsal zevkler hayvanlardan ba?ka olarak yaln?zca insana aittir. bu sebepten dolay? hemen hemen hiçbir insan, bir hayvan?n alabilece?i zevklerinin tamam?n?n kendisine vaat edilmesi kar??l???nda a?a?? hayvanlardan birine dönü?meye raz? olmaz. bu do?rultuda mill’in insan?n bir tür hayvan olarak ele al?nmas?na kar?? ç?kt??? anla??labilir. bir ahlak filozofu olarak (bkz: henry sidgwick)’de ahlak güdüsünün temellerini incelemeyi lüzumsuz bulur. ona göre bunun sebebi “insanda birçok ko?ul kar??s?nda neyin do?ru ya da yap?lmas?n?n mant?kl? oldu?unu söyleyen bir ?eyin bulundu?u ve bunun bilinebilir oldu?udur. çünkü ahlak, ço?u insan?n bir davran???n do?rulu?u hakk?nda elde etti?i a?ikar bir bili?tir. bu ahlaki bili?, bir kimsenin yapmaya meyilli oldu?u davran??la ilgili olan bir tür emir ve buyruktur. bu durumun temelinde ise özgürlük bilincinin olmas? elzemdir. çünkü “neyi yapmal?y?m” sorusundaki “meli” beyan? benim gücümde bulunan bir davran??? temsil eder. bu nedenle özgür oldu?umuzu var saymak için yeterlidir.

ana hatlar?yla evrimciler, ahlak için kesin bir temel olarak do?ayla uyumlu olmay? savunurlar. buna göre do?aya uygun olmak, davran??lar?n? fiziksel ve psikolojik varl?k ?artlar?na göre iyi uyarlamakt?r. bununla birlikte do?aya uygun olmay? do?ru davran???n kesin bir prensibi olarak kabul etmek için en az?ndan sabit ve kal?c? bir temele ihtiyaç vard?r. sidgwick burada en az?ndan dünyada empirik olarak ortada olan ku?kusuz bir tasar?ma ihtiyaç oldu?unu söyler. ona göre evrimin ifade etti?i gibi do?ada biz bir gaye veya tasar?m elde edemiyorsak ya da do?an?n kompleks yap?lar? uzun rast gele de?i?imlerin bir sonucu ise, bundan bizim ödevin ?arts?z kurallar?n?n kayna?? olacak bir ahlak? meydana getirmemiz olas? olamaz. evrimciler, insan?n güdüleri, fiziksel yap?s? veya sosyal ili?kilerini ortaya ç?karmakla ya?amak için uygun olan kurallar? belirleyebilmeyi iddia etmektedirler.
ancak burada “olmas? gereken ?eyi, olan’dan üretmeye çaba gösteren her giri?im aç?k bir ?ekilde kusurlu olur.” örne?in do?al olarak insan, güdüler ve dürtüler sistemi olarak tan?mlan?rsa, bir güdünün de do?al oldu?unu ifade edebilirsiniz. fakat uygulama söz konusu oldu?unda bu, bizi, do?ay? takip etmekle yükümlü k?lmaz. çünkü güdüler çat??t???nda bir ödev olarak neyi yapman?z gerekti?i sorusu sorulmaz bir duruma dönü?ür. bu yüzden dolay? k?saca insan do?as?n?n meyillerini veya güdülerinin hangi ko?ullara özgü olarak ortaya ç?kt???n? aç?klaman?z, insan?n pratikte ne yapmas? gerekti?ini bildirmez.

ayr?ca sidgwick burada akl?n do?al oldu?u ifade ettikten sonra akl?n buyurdu?u ?eyin do?aya uygun oldu?unu ç?karsaman?n k?s?r döngü oldu?unu ileri sürer. onun dü?üncelerine göre “takip etmemiz gereken do?a, e?er ona yol gösterecekse bizim pratik akl?m?zdan ayr??mal?d?r.” bunun ne anlama geldi?i ise kendisine uyum gösterilmesi istenen ?ey ile ona uymay? isteyen ?eyin ayn? güdümüz olamayaca??d?r.
yine sidgwick evrimin ya?am? derecelendirmesi ve devaml? bir de?i?im meydana getiren bir süreç olarak kabul etmesi durumunda ahlak için dura?an prensipler öngörmesinin do?ru olmayaca??n? ileri sürer. ona göre evrim sadece bir öncekinden yenilenmi? olana do?ru de?i?im de?il aksine özellikler aç?s?ndan daha kesin olmayandan daha belirli olana do?ru bir süreç ise, bu özellikleri nihai iyi olarak almak tamamen abes bir ç?kar?m olacakt?r. çünkü evrim var oldukça davran?? için iyi k?stas? nihai kabul edilmez. bu sebepten dolay? sidgwick “olmas? gerekenin olandan daha iyi olaca??na kar?? umut besleyebiliriz, fakat olmas? gerekeni net bir biçimde olacak olanla k?saca bir tutmak için daha ba?ka bir sebep var görünmez” der.
dolay?s?yla ona göre do?al olarak tasvir edilen hiçbir tan?mlama ba??ms?z ahlak?n ilk prensibini meydana getirmekte yeterli olamaz. (bkz: george edward moore) da evrimin bize ula??lmas? ola?an ?eyleri veya buna ula?man?n araçlar?n?n ne oldu?unu bildirebilece?ini, fakat davran??lar?m?z?n hangi sonuçlar?n?n en iyi oldu?unu bize bildirmekte yard?mc? olmayaca??n? savunur. k?sacas?, evrim gelecekte davran??lar?n ne yönde geli?ebilece?ini net bir ?ekilde gösterebilir ise de, bu onlar?n neticelerinin en iyi nitelemesini almalar?n? garantilemez . moore evrimsel minvalde olan ahlak?n içine dü?tü?ü ana hatan?n burada yatt???n? ileri sürer. evrimci ahlak “evrimin yönünü takip etmeliyiz, çünkü kabaca bu evrimin yönüdür” demektedir. bunun nedeni evrimci ahlaka göre do?a kuvvetlerinin lehine çal???yor oldu?u taraf?n, do?ru taraf oldu?u ?eklinde bir varsay?md?r. fakat moore bu varsay?m?n, göstermeye çal??t??? basit bir yan?lg? oldu?unu dü?ünür. bu yan?lg?, ona göre, iyinin do?an?n lehine çal??t??? taraf oldu?u anlam?na gelen yanl?? inanç üzerine temel al?nmaktad?r.

burada moore’un saptad???n? dü?ündü?ü ikinci yanl?? inanç da evrimin do?an?n lehinde bir düzlemde çal??t??? tarafta oldu?udur. çünkü gerçekten evrim, do?an?n lehine çal??t??? tarafta m?d?r? oysaki özellikle spencer taraf?ndan kabul edilen anlam?nda evrim daha de?i?enden dolay? de?i?ene uyuma do?ru bir geli?meyse, sadece geçicilik veya tarihsellik içerir. yani canl?lar geçmi?te evrimle?ti?i gibi gelecekte de evrimle?meye devam edecektir. o halde evrim bize yer çekimi gibi yasas? gibi de?i?mez bir yasa veremeyecektir. sonuçta moore bu iki inanc?n yanl?? oldu?u aç?kça görülürse evrimin ahlak hakk?nda söyleyebilecek çok az ?eyi olaca??n? dü?ünür.

darwin’in ard?ndan, ahlaki davran??lar?n bir toplumsal zemin kapsam?nda do?al seçilimle evrimle?mesinde belirlenen zorluk, ondan sonraki evrimciler için çözülmesi elzem olan bir problem olmu?tur. çünkü bencil ve bencil olmayan bireylerden olu?an bir toplulu?un do?al seçilimle k?sa zamanda benciller taraf?ndan domine edilmesi beklenir. w. d. hamilton bu problemin çözümü için ebeveyn bak?m?ndaki özverisel davran??lar?n?n daha çok yavruya sahip olmaya olanak tan?d???ndan dolay? hareketle bir aç?klama geli?tirir. çünkü bir birey kendi ya?am kal?m? için harcad???ndan çok yeni do?mu?
yavrular?n?n bak?m? için harcamakla daha çok yeti?kin yavru b?rak?r.

Post Author: admin

x

Hi!
I'm Victoria

Would you like to get a custom essay? How about receiving a customized one?

Check it out
x

Hi!
I'm Jeremy!

Would you like to get a custom essay? How about receiving a customized one?

Check it out